Kurumuş çakıl taşlarının içindenYeşeren, hayıt çiçeklerine konan ,Bal arılarını, eşek arılarının nasılYakaladığını seyrettikçe susmak lazım..Bir Temmuz sıcağındaAsfaltın tam ortasındaKamyon tekerleklerinin ezdiği , masum kaplumbağayı Ve zavallı şoförü gördükçeSusmak lazım..Kimileri kadeh tokuştururken,En haram tavırlarda,Hayasızlığın zirvesinde,İğrenç vücutları ortada dolaşırken,Aslan Mehmedimin siperde Can verdiğini düşündükçe.Masalarda değerler alınıp satılırken,Peygamber emaneti raflardan atılırken,Abdestsiz dolaşılıp, dinsiz yatılırken,Birisinin secdeye kapanıpNiçin ağladığını bilmediğim içinHep susmak, hep susmak lazım..Ağacı kemiren kurdu,Kurt yapan kelebeği,Kelebeği çocukların ne kadar sevdiğini,Bir de ipek böceğiniAnlayamıyorsam eğer,Bir isim takıp geçeceğime;Susmak lazım..Kocasından dayak yiyip sonra daEvi terke mecbur bırakılan bir annenin İki çocuğu sağında,bir çocuğu solundaBir çocuğu arkada,bir çocuğu da kucağındaYolda nasıl yürüdüğünü ve nereye gittiğiniBilmediği gibi, çocuklar da herşeyden habersiz.Kendini bekleyen çile dolu hayattan da.Boyunları bükük, kalpleri kırık.Bataklığın tam ortasındaki gülün;Burada nasıl yeşerdiğineKimin ekip, kimin koruduğunaVe neden dikenlerinin de olduğuna,Renk renk oluşuna, ne güzel kokuşunaO gözlerdeki huşununBeni alıp yutuşuna,Aklım ermisorsa....Birilerinin hayatları devam etsin diyeBirilerinin kendi hayatlarını feda etmeleriBana konuşacak birşeylerin olmadığınıSusmak zamanı olduğu hatırlatıyor.Bütün bu parça parça tabloları bileAyrı ayrı veya hep birden sergilemeninİnsan şuuruna kazandıracak bir sonucuVar mı acaba? Susmak lazım. .Hayat, konuşmaya, tartışmaya değmez.Hatta yaşamaya dahi değmezdi.Allah’ımızın varlığını tanımak Ve ona kul olma şerefi olmasaydı. Ali Erdoğan
ABDEST
ABDEST
İçimi, dışımı, gönlümü temizler.,Kötülükleri benden alır da gizler. . Öfkemi, sıkıntımı soldurur, söndürür. Peşinden güzellikler ve iyilikler yürür. . Abdest azalarımdan dökülür günah ve kirler. Huzur ve neşe ile umut dolar fakirler. . Günde beş defa abdest alanlara bir kez bak. Nur gibi parlar durur yüz, göz, kol, çene, ayak. . Atama hürmet için dolaşamam abdestsiz. Bunca namahremlikle nasıl gezersiniz, siz? . İçim ile dışımı ve gönlümü temizler. Kötülükleri bizden uzaklaştırır gizler.
İNSANIMIZ Suskundur insanımız hep böyle Neden söylesin, kime söylesin? Kullara kul, kurtlara kuzu, Kuzuya yem olmamak için İçini kemirir yumaklaşan kin.
.
Bir umut, Dikenli dağların Susuz toprakların Kara taşların içinden bir umut okunur. Bu kader paylaştıkça cana dokunur.
.
Nasırlı ellerin, Çatlayan ayakların, Çizgili yüzlerin, kırışan alın. Müjdesi olduğu gelen baharın, Hiç aklıma gelmezdi yağan karın. . Haksızlık Ve hakaret. Gücü yeten yetene Kanı biten bitene.
.
Bıraksam, bırakmaz. Tutsam çıkmaz, Söylesem tutmaz. Mahkûmuyuz hayatın Hayat yaşanmaz, Kalmadı insanlıkta bir onur, Bu kader paylaştıkça cana dokunur.
.
Suskundur insanımız hep böyle, Namus vardır ve namussuzluk. Silah vardır, Güç vardır, Kan vardır, Kin vardır. Din vardır ve dinsizlik.
.
Gözler vardır üstünde, varlığına dikilmiş. Oyun vardır içinde, ne oyunlar bilmiş.
.
Ağustosta yanan fireze gibi yanar yüreğim. Boğazından kesilmiş kurt gibi kanar yüreğim.
.
Toprağım ve topraksızlık, Yolum ve yolsuzluk, Devletim ve devletsizlik. Çığlık ve sessizlik.
.
Göklerimden yağmadı bir gün nur. Bu kader paylaştıkça cana dokunur.
.
Suskundur insanımız, hep böyle. Konuşmak zaten nafile,
.
Saltanat, Kimden kime geçti, kimler bilir? Sabret, İlâhi adalet mutlak verilir.
.
Suskundur bizim insanımız böyle. Ümükte düğümlendi sesimiz. Unutmadık elbet biz kimiz. Tek, tek düştü başımız, Yarın birimiz ikimiz, Dimdik doğrulur. Gözümde nur, gönlümde huzur Kendi ellerimle toprağa uzattığım Kızım, başını kaldır, bak. Söylemiştim sana; hak yerini bulur. Bu kader paylaştıkça cana dokunur. Ali Erdoğan